24.10.2017

Bir ‘Seyir Nesnesi’ Olarak Su’yun Altı: Akvaryum

Yazı ve fotoğraflar: Nilüfer Demir, Özlem Yılmaz Haberi Oku

  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Nilüfer Demir
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz
  • Fotoğraf: Özlem Yılmaz

Doğanın bağlamından koparılıp, temsili olarak yeniden üretilerek alınıp satılabilir bir nesneye dönüşmesi çağımızın bir meselesi.      

Eğlenme amacıyla canlıların para karşılığı seyredilen nesneler haline getirilmesi yalnızca bu çağa özgü değil şüphesiz. Sirkler de yüzyıllardır benzer bir işlevi görüyordu.  Fantezisi kendinden menkul yeni tür sirk üretimlerinin, bugüne özgü özellikleri var sadece.

Sualtı dünyasının gerçek canlılar kullanılarak yapay bir ortamda yeniden üretimi fantezisiyle inşa edilen akvaryumlar; AVM'ler ve diğer eğlence merkezleri gibi, bir bilet parasına modern dünyanın ‘eğlenme', ‘tüketme' ve ‘seyir etme' ihtiyaçlarına hizmet ediyorlar. Bu arada gerçek canlılar birer nesneye, doğa ise bir arka plana, bir fona dönüşürken, mekânın yapay ve kitsch yapısı da bu fantezinin kurulmasına eşlik ediyor.

Tüm bu yapay evrenle kurulan ilişkiler birbirinden farklı. Çocuklar kendi evrenlerine çok yakın bir dünyaya katılıp o evreni heyecanla yakalamaya çalışırken, yetişkinler herşeyi ‘kayıt' altına alıp ona ‘sahip olarak', nesneleştirerek ilişki kurmaya çalışıyor.

Evren yapay ama kuşkusuz ki tepkiler, ilişkiler gerçek. Tıpkı fona dönüştürülen canlıların da gerçek olduğu gibi… ‘Seyir etme' eylemine zaman zaman onlar da katılıyor ve canlı türleri arası doğal olmayan, çağa özgü yeni tür iletişim biçimleri yaşanıyor...

Bu ‘seyir etme' eylemi gerçek dünyada doğa ile kurulan ilişkide var olmayan güvenli bir mesafeden kuruluyor. Doğa ile ‘birlikte' yaşanmıyor ya da onunla ‘başa çıkılmıyor' da üretilen evrene bir beyaz perdeyi seyreder gibi bakılıyor.