15.12.2017

TUZLA TERSANESİ "Bu gemi bir kara tabut*..."

Yazı ve Fotoğraf: Nuray Uysal Lauer Haberi Oku

  • Yapılan işlerden çok kazalar ve ölümlerle adını duyuran tersanelerde, Limter-İş verilerine göre 1992'den beri bilinen kayıtlı en az 141 işçi çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. Ölümlerin ardındaki nedenlerden biri yetersiz güvenlik sistemleri, diğeri ise taşeron şirketler tarafından deneyimsiz işçilerin çalıştırılması olarak görülüyor.
  • 2000 yılından itibaren gemi inşa sanayinde yaşanan büyüme, talepleri karşılamaya çalışan firmaları ucuz işçi çalıştırmaya yöneltti. Bu da kontrol mekanizmasını etkiledi ve işçilerin daha önce tecrübelerinin olmadığı bölümlerde çalıştırılması ile kazaların oranını da büyük ölçüde arttırdı.
  • Tersanelerde ölümlerin büyük kısmı yüksekten düşme, yangın ve elektrik çarpması sonucu meydana geliyor.
  • Hakkı Usta, tersanede montaj ve iş güvenliği görevlisi olarak çalışıyor.
  • Taşeronlar tarafından düşük ücretlerle ve sigortasız çalıştırılan işçiler, kayıt altında değiller. Bu yüzden başlarına gelen kazalar da -hatta ölümleri bile- işveren tarafından kolaylıkla gizlenebiliyor.
  • Taşeronlar tarafından çalıştırılan işçilerin çoğunluğunu Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan göç edenler oluşturuyor.
  • Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz'deki en büyük gemi yapım ve onarım merkezi olmayı hedefliyor. Bu nedenle uluslararası rekabetle başedebilmek için iş güvenliğini, insan hayatını riske eden çalışma şartlarına büyük ölçüde göz yumuluyor.
  • Tüketirken ne boyda metalar görüyoruz, uçaklar, gökdelenler, görüyoruz da fark etmiyoruz. Üretimini görmeyince, vurmuyor bizi o devasa metalar.
  • Ağır çalışma koşulları kazalara davetiye çıkaran nedenlerden biri olarak kabul ediliyor.
  • Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde gemi bakım onarımı ve inşası yapan 48 firma bulunuyor.

 

Bir yandan kuru havuzlardaki heybetli gemiler omurgalarının üzerinde dinlenirken, diğer yandan altlarında; elektrikçiler, kaynakçılar ve mühendisler bu dev canavarları yenileyip güzelleştirmeye çalışıyor. Kum püskürtücüler ve boyacılar, paslanmış gövdeleri mümkün olduğunca yeni hale getirebilmek için, gemilerin yüksek yerlerinden sarkarak, tehlike altında işlerini yapmaya çalışıyor.

         İstanbul'un Tuzla koyunda gruplandırılmış kırktan fazla tersane var. 1992'den beri bu tersanelerde çalışan 134 kişi hayatını kaybetti. Birçoğu kayıtsız çalışan günlük işçilerden oluşan,  çok daha fazla sayıda kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Ama hala, hem eğitim hem de güvenlik ekipmanlarının yokluğu ve yorucu çalışma koşulları tüm tersanelerde ortak nokta olmaya devam ediyor. Ölümlerin birçoğuna; gaz patlamaları, yangın, elektrik çarpması, düşmeler, çarpmalar ve zehirlenmeler sebep oluyor. 2010 yılının sadece ilk yarısında tersanelerde çalışan 11 kişi hayatını kaybetti.

         Yeterince iyi uygulanmasa da tersanelerde güvenlik düzenlemeleri mevcut. Örneğin, benim fotoğraf çekmeme izin veren şirket, en güçlü güvenlik programına sahip olmakla övünüyordu, bu sebeple bir fotoğrafçının tersanedeki hayatı belgelemesi onları endişelendirmedi. Hatta, devlet müfettişlerinin sanayi güvenlik kurallarının garanti altına alınması için ellerinden geleni yapmadıkları konusunda şikayette bile bulundular. 

*Nazım Hikmet Ran'ın "Japon Balıkçısı" adlı şiirinden.