14.12.2017

Büyü Pazarı

Fotoğraflar: Sedef Özge-Alper Erbahçeci Yazı: Alper Erbahçeci Haberi Oku

  • Daha öncesinde Unkapanı'nda kurulan kuş pazarı, on yıldır Edirnekapı'da. F: Alper Erbahçeci
  • Pazarın en eski ve tanınmış satıcılarından Faruk abi. F: Sedef Özge
  • F: Sedef Özge
  • F: Sedef Özge
  • Hakan abi, ailesini kuşçulukla geçindiriyor. Üç çocuğu var.  F: Sedef Özge
  • Bu gösteri daha önce kuşun ayağına ip bağlanarak açık havada yapılırdı. Pazarın içerisinde kapalı oda sağlanmasıyla, uygulama sona erdi.   F: Sedef Özge
  • F: Alper Erbahçeci
  • F: Alper Erbahçeci
  • F: Sedef Özge
  • F: Sedef Özge

Liseyi yatılı okudum. Üst ranzada, yüksek bant pencerelerin dibinde yatardım. Pazar sabahları yatağımda doğrulduğum yerden dışarıya baktığımda tepeden aşağılara akan düz damlar görürdüm. Damların bazılarının üstünde renkli kumaş takılmış çubukları, havada daireler çizerek sallayan karartılar olurdu. Tepelerindeki siyahlı beyazlı kahverengili güvercinler daha sonra dikkatimi çekerdi. Gözlerim bir kez yakalanınca da kasetçalarımdaki müzik kulaklarımdan silinip giderdi. Saatler geçerdi. Bana öyle gelirdi ki insan bu kuşlarla uğraşıyorsa başka her şeyi unutabilir. Bir çeşit büyüydü bu.

Bu büyünün etkisine giren, hayat boyu çıkamaz artık. Apayrı bir dili ve kültürü olan bir dünyaya aittir. Arap, posta, bango, şebab, mardin, donek ve ancak meraklısının bildiği çeşit çeşit cinste güvercinler, künyeleri, boncukları, küpeleri... Rengarenk bir dünya.

On beş sene sonra, Edirnekapı'daki kuş pazarına gittiğimde, gördüğüm o karartıları tekrar hatırladım. Bu defa birer yüzleri de vardı, İstanbul'un her semtinden gelen kuş meraklılarının. Pazara girer girmez hemen sağ tarafta 13 yaşından beri her şeyi kuş olan ve hayatında başka iş yapmamış Hakan abinin tezgahı var. Karagümrük'ten geliyor pazara. Kendine ait yaklaşık 100 kuşu var. "Heves işte" diyor, "Yumurtasını alırsın, yavrusunu alırsın. Ufaklığımdan beri besliyorum. Kar da yağsa buz da yağsa biz buradayız, ne kadar mal gelirse satarız kalanı kümese götürürüz. 1 milyarlık kuşumuz da var 10 milyonluk da." 

Faruk abi pazarın tanınan satıcılarından. Güvenlik görevlisi ve yakın koruma olarak çalışmış ve 2002'de emekli olmuş. Fakat 20 yıldır kuşçuluk da yapıyor. Dayılarından amcalarından bulaşmış. Bağcılar'daki evinde çatıda kurduğu kümesinde 150 kuşu var. 100 kadarını uçuruyor. "Evden de satıyorum, buradan da satıyorum. Bir ara dükkan yaptık, beceremedik kapattık" diyor. En çok oyun kuşlarının satıldığını söylüyor. İstanbul'da çok kuş olduğunu, pek çok yerde akşam ihalelerinin ve mezatların düzenlendiğini ekliyor. Faruk abinin oğlu Şevket de kendisi gibi kuşçu. Pazarda babasıyla çalışıyor.

Erhan abi bilindik bir müşteri. Küme cinsi güvercinleri varmış. " Gençlerin ellerinde uyuşturucu şu bu, oysa kuşlarla uğraşanlar akşama kadar onlarla. Tabii işinden gücünden de olmayacaksın. Kendini bileceksin" diyor. 40-45 sene önce İstanbul'a yerleşmiş. Artık yeter deyip Balıkesir'den ev almış. Tabii ki kuşlarını da  beraberinde götürecek. "Kimisinin at hevesi var, ama bu kuşçuluk hiçbir şeye benzemez."

Kuşçuluk hevesi hiçbir şeye benzemez. İnsan kapılmaya görsün, saatler geçer, günler geçer, yıllar geçer. Yıllar önce biraz da bu hevese kapılmaktan korkarak seyrettiğim o karartılar, İstanbul'un da çatılarında damlarında belirmeye devam edecek. Yaşadığımız kentin günden güne değiştiği bu zamanda, bize yeniden ve hep, göğe bakmayı hatırlatacaklar.