17.08.2017

CEMAATE DOKUNAN YANIYOR

Yazı ve Fotoğraflar:
Uygar Gültekin Haberi Oku

  • Ahmet Şık gözaltına alınırken 'Dokunma yanarsın' diye seslendi.

Gazeteci Ahmet Şık, araştırmacı gazeteciliği ve Türkiye'de yıllarca 'dokunanın yandığı' konularda dokunan haberler yapması ile tanındı. Türkiye yakın tarihinin en büyük davalarından biri haline gelen Ergenekon davalarının temelini oluşturan Darbe Günlükleri'ni gündeme taşımış olan Şık'ın kapsı sabah saatlerinde polis tarafından çalındı. Darbe planlarını ifşa eden gazeteci, bu planları yapanların yargılandığı Ergenekon davası kapsamında gözaltına alındı. Ondan duyacağımızı hiç düşünmediğimiz şu sözler durumun vehametini açıkça gösteriyordu: "Dokunan yanar!".

Sabah saatlerinde Türkiye, yeni bir operasyon dalgası ile uyandı. Ankara ve İstanbul'daki 11 farklı mekanda arama yapıldı. Gazeteci Ahmet Şık, Nedim Şener, yazar Yalçın Küçük, Sait Çakır, Odatv Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil, Aydın Bıyıklı, Odatv Koordinatörü Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, İklim Bayraktar, Müyesse Yıldız evlerine yapılan baskınlar sonucu gözaltına alındı. Eski MİT Mensubu Kaşif Kozunoğlu'nun evinde ise arama yapıldı.

Gazeteci Ahmet Şık'ın evinde yapılan aramanın yanı sıra editörülüğünü yaptığı İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin haber sitesi HaberVesaire ofisinde de arama yapıldı. Bugünün gelişi dünden belliydi. Ergenekon operasyonunun en son perdesini geçtiğimiz hafta Soner Yalçın ve iki Odatv çalışanın tutuklanması ile izlemiştik. Yalçın'ın evinde ve sahibi olduğu Odatv internet sitesinin ofisinde aramalar yapılmıştı. Aramaların ardından daha Yalçın tutuklanmadan Hürriyet ve Zaman gazetelerinde soyadı verilmeden Nedim Şener ve Ahmet Şık'a ait bilgi ve dökümanlar bulunduğunu okuduk. Ahmet Şık'ın nisan ayında yayınlamayı düşündüğü ve cemaaat yapılanmasını anlattığı kitabının bir kopyası Soner Yalçın'ın bilgisayarında bulundu. İsminin çıkmasının ardından Şık,"Yazılanlardan anladığım kadarıyla kitabımın bir kopyası birilerinin eline geçmiş ve orada yazılanlar belli ki birilerini fazlasıyla rahatsız etmiş. Bu nedenle beni Odatv vasıtasıyla Ergenekon örgütüyle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Böylece birilerinin bana bu kitabı yazdırdığı iddiası dillendirilerek kitabın tarafsızlığı ve objektifliği gölgelenmeye, itibarsızlaştırmaya çalışılıyor" demiş, Soner Yalçın'dan pek hazzetmediğini ve Ergenekon davasına karşı tavrının ve mesafesinin de açık olduğuna dikkat çekmişti.

Ahmet Şık, daha önce gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile "Ergenekon'u Anlama Kılavuzu" isimli kitabı yayınlamış ve bu kitap hakkında açılan davada yargılanıyordu. Yeni Yüzyıl Gazetesi ve ardından Radikal Gazetesi'nde çalışan; bu gazeteye açtığı iş davasının ardından “performans düşüklüğü” sebebiyle işten atılan Ahmet Şık, Nokta Dergisi'nde yaptığı “İki tür gazeteci vardır: TSK karşıtları, TSK yandaşları” isimli haberlerle "Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü"nü kazanmıştı. Ahmet Şık aynı zamanda Nokta Dergisi'nde "darbe günlükleri"ni ortaya çıkaran gazeteci olarak biliniyor.

Gazeteci Nedim Şener ise Hrant Dink cinayetinin üstüne gidiyordu. Nedim Şener de hakkında çıkan iddiaların ardından suç duyurusunda bulunarak savcı Zekeriya Öz'e haberleri hakkında bütün kanıtları vermek için görüşmek istediğini yazmış ve "Sıranın bana geldiğini söylüyorlar" demişti. Şener gözaltında alınırken "Hrant için, Adalet için" diye bağırdı. Nedim Şener, "Dink Cinayeti Ve İstihbarat Yalanları" kitabında öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in davasındaki ilginçlikleri biraraya getirmişti. Bu kitap nedeniyle iki ayrı dava kapsamında 28 yıl hapis istemiyle yargılandı ve beraat etti. Özellikle Dink cinayeti haberleri ödüller aldı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Şık ve Şener'in meslekleri dışında ortak bir yanı daha bulunuyor. Şık, Nisan ayında çıkartmayı planladığı ve "İmamın Ordusu" isimini vereceği kitabında cemaatin polis içindeki örgütlenmesinden sözediyordu. Şener de "Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen Ve Cemaat" adlı kitabında cemaat ve Ergenekon davasına değiniyordu.

Tepkiler büyüyor

11 basın meslek örgütünü bir araya getiren G9 Gazeteciler Platformu, Haziran 2007'den beri süren Ergenekon Soruşturması kapsamında, aralarında gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da bulunduğu dokuz kişinin evlerinin aranmasına ve gözaltına alınmalarına tepki gösterdi. Platform açıklamasında "Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye'de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz" denildi. Açıklamada "Tutuklanan her meslektaşının ardından "o aslında şöyleydi, böyleydi" diye gerekçeler üreten "gazeteciler"in vicdanı sızlamış mıdır bugün? Yoksa, oturup bilgisayarlarının başına, Nedim Şener ve Ahmet Şık için de gerekçeler üretmeye mi başladılar çoktan? Biz aşağıda imzası bulunan meslek örgütleri, tüm gazetecileri, konuşup muhalefet eden herkesin hedef alındığı ve ifade özgürlüğünü tehdit eden bu iklime karşı çıkmaya çağırıyoruz. Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye'de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz" ifadelerine yer verilerek cuma günü saat.12.00'de Taksim'de yapılacak eyleme herkesi katılamaya çağırdı.

TGC: Meslek yapılamaz hale geldi

Gazeteciler Cemiyeti de yaptığı açıklamada Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından 2010’dan daha karanlık bir yıl yaşayacağı kaygısını dile getirdi. Açıklamada “Cezaevinde 60 gazeteci tutuklu, 2 bini aşkın gazeteci yargılanıyor. 4 bin gazetecinin hakkında soruşturma yürüyor. Gazetecilere yönelik yüzlerce yılı bulan dava ve ölüm tehditleri devam ediyor. Gazetecilere yönelik tutuklama ve davalar fikir suçunu hortlatıyor. Yasalar ve ölüm tehditleriyle meslek yapılamaz hale geldi." Aynı açıklamada en endişe verici durumun,Türkiye’nin de imzası bulunduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararlarına aykırı olarak araştırma gazeteciliğinin önünün kesilmesi olduğu belirtilerek "Halkın doğru ve yansız haber alma hakkının ve basın özgürlüğünün korunması bu ülkede herkes için gereklidir. Demokrasinin tahammül etme sanatı olduğunu hatırlatıyor, gazetecilere ve halkın gerçeklerini öğrenme hakkına yönelik baskılara artık dur denilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verildi.