24.10.2017

Özgürlük Mücadelesinde İstanbul'un Afrikalı Sesi

Röportaj ve fotoğraflar: Sedef Özge Haberi Oku

  • Enzo Ikah, 'Hoş Bulduk İstanbul' adlı üçüncü albümünü çıkarıyor. Albümde hem Türkçe, hem İngilizce şarkılar var.
  • Enzo, ikinci evim dediği börekçide işyeri sahibinin oğluyla
  • 'Beni bu kapanın önünde çek'
  • .
  • Enzo, İstanbul'daki genç mülteciler yararına düzenlenen bir konserde

"İstanbul'da siyah olmak gerçekten çok zor. Okula gitme hakkın yok. Hastaneye gitme hakkın yok. Çalışma hakkın yok. Oturma izni alma hakkın yok. Sahip olduğun tek hak satın alma hakkı. Ama çalışamazsan nasıl satın alacaksın?"

Enzo Ikah, İstanbul'da yaşayan Kongolu bir müzisyen, özgürlük şarkıları söylüyor, sık sık Bandista'yla birlikte müzik yapıyor. Paris'te okudu, ülkesine döndüğünde şarkılarında iktidara kafa tuttuğu için hapse atıldı, işkence gördü, canını kurtarmak için kaçtı, Türkiye'ye geldi. Bugünlerde üçüncü albümünü çıkarmaya hazırlanıyor. Albümün adı "Hoş Bulduk İstanbul". Enzo müziğini, vizyonunu, İstanbul'daki hayatını anlattı:

"Kongo Demokrasisiz Cumhuriyeti"nden geliyorum. Yaklaşık beş yıldır Türkiye'deyim. Burası benim için bir nevi açık hapishane. Sen neden burada olduğumu biliyorsun ama yine de söyleyeyim. Kaçtım. Özgür ve samimi olmak için.

"Politika yalan ve kan üzerine kurulu"

Politikacılar her zaman kendi sorumlulukları için bizi suçlar. Kendi sorumluluklarından kaçmak için halkları kullanırlar. Seçilmek için, beni seçersen şöyle yaparım böyle yaparım derler, ben de oyumu onlara veririm. İktidara geldikten sonra farklı şeyler yapmaya başlarlar. Verdikleri sözü hatırlattığımda ise benim sorun yarattığımı söylerler. Tüm politikacılar yalancıdır. Tek istedikleri iktidar, saygınlık ve paradır. Başka bir şey değil. Bize asla gerçeği söylemezler. Ben Bob Marley gibi büyük bir isim değilim, ama her şey küçükten başlayıp gittikçe büyür. Ben burada kendi halkıma olan sevgim nedeniyle sürgündeyim; insanlara olan sevgim nedeniyle.

Politika din gibi. Günümüz kapitalizmi dinin içine sinmiş. İnancın içine nüfuz etmiş. Papazlar politikacılardan para alıyor, sonra sana bu politikacıya itaat etmelisin diye vaaz veriyor. Bir politikacı sadece beş yıl iktidarda kalıyor ama o beş yılda nasıl olup da bizi sonsuza dek bölebiliyor? Sarkozy'ye bak, Bush'a bak, kendi çıkarları için dünyayı birbirine düşürüyorlar. Bütün politikacılar yalancı. Politika yalan ve kan üzerine kurulu.

Oysa gerçek şu ki, adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın her yerinde insanlar özgürlük ve eşitlik için mücadele ediyor, adaletsizliğe karşı mücadele ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde barış içinde yaşayan bir halk bulamazsın. "Hoş Bulduk İstanbul" albümümdeki "Injustice" (Adaletsizlik) şarkısında artık baskıya son verip barış içinde yaşamamızın zamanı geldi diyorum. Yalanlara değil, gerçeğe ihtiyacımız var, Enzo Ikah her zaman şarkılarında bunu söyler. Yalan asansörle çıkar, gerçek ise merdivenleri tırmanır. Eninde sonunda gerçek ortaya çıkacak. Saygı ve adaletle gelecek. Hepimiz aynı şeylere ihtiyaç duyuyoruz. Adalete, saygıya, özgürlüğe ihtiyaç duyuyoruz. Peki nasıl oluyor da aynı şeylere ihtiyacımız olduğu halde birbirimizle savaşıyoruz? Çünkü bizi birbirimize düşürüyorlar, sonra da oturup seyrediyorlar.

"Sen beni sevsen bana zenci diyebilir misin?"

İlk albümümde, ister kızıl, ister siyah, ister beyaz ol, birleşip yek vücut olmalısın diyordum. Şimdi de Injustice şarkımda, ben sana beyaz demiyorum, sen de bana siyah demeyi bırak, diyorum. İnsanı insan yapan rengi değil kişiliğidir. Kimse kendi ülkesini seçmez. Kimse kendi ailesini seçmez. Deri rengimi de ben seçmedim. Birinden üstün olduğunu iddia etmek, kompleksin bir göstergesi. Birini sevmeden ona saygı duyamazsın. Sen beni sevsen bana "zenci" diyebilir misin? Zaten "siyah" olmak ne demek? "Beyaz" olmak ne demek? İçinde bulunduğumuz çağda artık ırktan değil insanlıktan bahsetmemizin zamanı geldi, 2012 yılındayız. Bir ırkın diğerinden üstün olduğu felsefesi çoktan geçmişte kalmış olmalıydı. Hepimiz aynıyız. Kimse yasadışı olarak doğmaz. Ben de herkes gibi annemin karnından çıktım. Hepimiz özgür ve eşit olarak doğuyoruz, demek ki kimse üstün ya da aşağı değil. Bandista'yla birlikte yazdığımız bir şarkı var, "No Border, Haymatlos" (Sınırsız, Vatansız). O şarkıda bir soru soruyorum. Hepimiz aynıyız ama eşit mi değiliz, yoksa hepimiz eşitiz ama aynı mı değiliz? Bu soruyu kimse yanıtlayamıyor. Bana sorarsan hepimiz eşitiz. Dünyanın her yerinde özgürlük ve eşitlik için mücadele ediyoruz. Siyahlara sorsan, beyazlar yüzünden acı çekiyoruz diyorlar. Beyazlara sorsan, Hintliler yüzünden acı çekiyoruz diyorlar. Hintlilere sorsan, derimizin rengi yüzünden acı çekiyoruz diyorlar. Ben beyazlar yüzünden acı çektiğimi söyleyemem. Zaman, nefret şarkıları söylemenin zamanı değil. Sevgiyi yüceltmenin zamanı. Başlangıçta dünya bir bütündü. Beyaz yoktu, renk yoktu, ırk yoktu. Şimdi her şey deri rengine geldi dayandı. İnsandan değil, renkten bahseder olduk. Oysa insan ırkından bahsetmeliyiz. Dünyaya birlik olduğumuzu göstermemizin zamanı geldi de geçiyor.

"Bazen siyah olmak, hayvanat bahçesinde olmak gibi geliyor bana"

Dünyanın her yerinde ırkçılık var. Ama Türkiye'de özel bir durum var. Sokağa çıktığında sırf siyah olduğun için seni görür görmez "zenci" diye bağırmaya başlıyorlar, sana istedikleri gibi hakaret ediyorlar. Herkes senin üzerinde hakkı olduğunu, seninle konuşmaya hakkı olduğunu sanıyor. İstanbul şehrini çok seviyorum ama İstanbul'da siyah olmak gerçekten çok zor. Okula gitme hakkın yok. Hastaneye gitme hakkın yok. Çalışma hakkın yok. Oturma izni alma hakkın yok. Hiçbir şeyin yok. Sahip olduğun tek hak satın alma hakkı. Ekmek satın alma, giysi satın alma hakkın var. Ama çalışamazsan nasıl satın alacaksın? Sorun burada. Bazen siyah olmak, hayvanat bahçesinde olmak gibi geliyor bana. Seni görüyorlar, önüne bir şeyler atıyorlar, seni alkışlayıp sana bağırıyorlar. Sokakta bir çocuk seni görünce "zenci" diye bağırmaya başlıyor, annesi de tutup onunla birlikte gülüyor.

"Şarkılarımla karanlığa bir taş atıyorum"

Ben şanslıyım, çünkü mücadele etmeyi hiç bırakmadım. Türkiye'ye ilk geldiğimde hamallık yaptım. 1 lira bulmak bile benim için çok zordu. Küçük bir evde on kişiyle birlikte yaşıyordum. Ama bir vizyonum vardı. Bizim sorunumuz vizyon eksikliği. Avrupa'yı cennet olarak görüyoruz. Avrupa cennet falan değil. Tarlabaşı'nda bir gettoda hiçbir şey yapmadan oturmayı da tercih edebilirdim. Ancak bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Kendimizi Türkiye'deki insanlara anlatmamız gerekiyor. Dillerini öğrenmemiz gerekiyor. Bir ülkede yaşıyorsan, onların dilini öğreneceksin. Sırf siyah olduğumuz için daha çok mücadele ediyoruz. Tepki vermemiz gerekiyor. Ben şarkılarımda bu tepkiyi dillendiriyorum. Dün nasıl Festus Okey için şarkı yazdıysam, bugün de Van için şarkı yazdım. İnsanlara burada olduğumuzu ve buraya ait olduğumuzu anlatmaya çalışıyorum. Albümünün adı bu yüzden "Hoş Bulduk İstanbul". İçinde Türk müziği, Afrika müziği var. Bu albümle insanlara ben Türkiye'de yaşıyorum, benim yerim burası diyorum. Biz Afrikalılar burada yaşıyoruz, ekmeğe ihtiyacımız var, okula ihtiyacımız var, işe ihtiyacımız var, sağlık hizmetine ihtiyacımız var.

"Mücadeleden vazgeçmeyeceksin"

Türkiye Türkiye olalı beri, bu ülkede yasal bir albüm çıkaran ilk siyah benim. Üstüne üstlük bu yeni albümümle, ikinci yasal albümünü çıkaran ilk siyah da ben olacağım. Arkamdan başkaları da gelsin istiyorum. Burada yaşayan tek sanatçı ben değilim. Benden on kat yetenekli insanlar var; benden on kat iyi şarkı söylüyorlar; futbol oynuyorlar, resim yapıyorlar. Ancak kendilerini ifade edemiyorlar. Çıkıp saat satmak zorunda kalıyorlar. Bizim kimliğimiz bu oldu. Seni sokakta görünce "Saat var mı?" diye soruyorlar. Ben saat satmıyorum. Bu kimliği üzerimize yapıştırıyorlar. Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum. Şarkılarımla karanlığa bir taş atıyorum, sonra "ah!" diye bir ses gelince birilerine dokunduğumu anlıyorum. Bütün enerjimle kapıları zorluyorum. Arkamda çok sayıda siyah var. Ben onlar için de mücadele ediyorum. Siyahların sesi oldum. Enzo yapabiliyorsa, biz de yapabiliriz demelerini istiyorum. Ama bunun için vizyon sahibi olmalısın. Bob Marley'in dediği gibi, mücadeleden vazgeçmeyeceksin. Ben bu kararlılığa sahibim ve beni kimse durduramaz.

Enzo'nun dünyanın tüm mültecilerine ve geride bırakamadıklarımıza adadığı "No Home" (Bizim Evimiz Yok) adlı şarkısına buradan ulaşabilirsiniz.