22.10.2017

Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi
EVREN VE DÜNYASI

Yazı ve Fotoğraflar: Furkan N. Alkan Haberi Oku

1997’de Haktan Akdoğan önderliğinde insanların evrende yalnız olmadıklarını ve insanları binlerce yıldır ziyaret eden uzaylılara karşı bakış açılarımızı geliştirmek amacıyla Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi kuruldu.

Dünya dışı varlıkların olduğunu ispatlayan bir çok belge ve durumların olduğunu söyleyen Haktan Akdoğan bu varlıklar hakkında insanların yanlış veya eksik şekilde edindikleri bilgileri düzeltme amacında olduklarını söylüyor. Bir çok filmlerin, dergilerin, gazetelerin uzaylıları insan karşıtı varlık olarak göstermesinin bilgi kirliliğine yol açtığını da ekliyor.

Bilgi Kirliliği

Dünya üzerinde söz sahibi hükümetlerin uzaylılar ile ilgili açıklama yaptıklarına çok nadir tanık olmuşuzdur.Bu açıklama kısırlılığının sebebi artık açığa çıkmış durumda.Kendilerinin hüküm sürdüğü dünyada bu hükmün geçerliliğini sağlamakta devamlılık söz konusu olması bu bilgi kirliliğinin var olmasına sebep oluyor.Yönetimi altında olan insanlığın dünya dışı varlıklardan haberdar olması demek , egemenliklerinin sonuna yaklaşılmış demektir.Yalnız olmadığı bilincine varan insanoğlu bu bilinç dahilinde kendisini yönetene karşı alışılagelmiş tutumu sergilemeyecektir.

Varoluş sebebine dair bilgi edinmek için her daim düşünmeye , araştırmaya çalışan insanoğlu bunun devamlılığını sağlayamamıştır.Devamlılığın olmaması eksikliğin göstergesidir.Bilgi eksikliği…Saklanılmış mı? Uzaklaştırılmış mı?Ulaşılmaz mı kılınmış bilinmez ; ama bu eksikliği ,araştıran ve sorgulayan her insan hissetmektedir. Bu eksikliğin en başında yaşadığımız coğrafyanın tarihi yer almaktadır.Yeryüzünün tarihi denilince aklımıza bir şeyler geliyor mu?Gelebilir mi?Bu konuda ne ailemiz , ne okulumuz ne de kütüphanedeki kitaplarımız bizi açıklığa kavuşturuyor.

Haktan Akdoğan , bizleri bin yıldır ziyaret eden uzaylıların dünya tarihinde Mısırlıların piramit yapımlarında , Maya ve İnkaların yerleşkelerindeki görkemli yapıtların inşaatında yardım ettiklerini ,yıllar boyunca zaten varlığından haberdar olan insanlığın dünyayı olmaması gereken yönde algılaması ve değiştirmesinden dolayı bu var olanların unutulması ve unutturulmasının normal olduğunu dile getiriyor.

 

 

Yeryüzü’nün Misafirleri

Dünya dışı varlıkların yeryüzünü ziyaret etmeleri konusunda ilk aklımıza gelenler ; “İnsanları kaçıyorlar.” , “ Acaba kaçırdıktan sonra ne gibi zarar yöntemlere başvuruyorlar?” gibi pek çok olumsuz düşüncelerin hiç ispatlandığını düşündük mü? Bu düşüncelerimizin izlediğimiz filmlerden duyduğumuz hikayelerden ibaret olduğunu neden en son düşünüyoruz veya hiç düşünmüyoruz. Haktan Akdoğan bu durumu şu sözleriyle açıklığa kavuşturuyor: “Bu tip olaylar , dünya dışı varlıkların insanlardan doku örnekleri almasından ibarettir. Derilerden, saçlardan örnekler alarak biz insanları anlama ve gelişimlerimizi izleme yolunda çalışmalar yapmaktadırlar. Dünya dışı varlıkların sahip olduğu teknolji , yeryüzünde “gelişmiş” dediğimiz teknoloji ile kıyaslayanamaz derecede ileri düzeydedir.Eğer bir zarar söz konusu olsa biz insanlar tahmin edemeyeceğiniz derecede tahribe uğramış olurduk.”

Dünya dışı varlıkların ziyareti son yıllarda giderek artış göstermektedir.Bu artışın sebebini Haktan Akdoğan “değişimin arefesi” olarak adlandırıyor. Yaklaşmakta olan “değişim”i şu sözleriyle bizlere açıklıyor: “ Dünya’mız güneş ve diğer gezegenler ile birlikte enerjinin yoğun olduğu bir bölgeye doğru ilerlemektedir.Bu yoğun ve yüksek titreşimli enerjiye sahip olan bölgenin adı ‘Foton Kuşağı’dır. Bu kuşakta mevcut olan enerjinin adı da foton enerjisidir.Son yıllarda meydana gelen güneş patlamalarının yoğunluğu , yeryüzünde yaşadığımız küresel sorunlar bu enerji kuşağına yaklaşmamızın sebebidir. Güneş sistemimizde meydana gelen ve açıklama konusunda bazı bazı yetersiz kaldığımız bu değişimler çoğu insan tarafından yanlış yorumlanıp büyük felaketin eşiğinde olduğumuz yönünde izlenimler doğmaktadır.Bu felaketin değil, büyük değişimin eşiğidir.Kendisine yaklaştığımız foton kuşağını enerji , biz insnaların kullandığı hiçbir enerji türüne benzememektedir. Foton enerjisi manyetik, tireşimsel ve sezgisel bir enerjidir.

 

Uyanışa Ramak Kala

Tükenmez bir tür olan foton enerjisine yakın zamanda tanık olacağız.Kullanım alanı sonuz olan bu enerji türüne tanık olmak demek şuan günümüzde kullanmakta olduğumuz tüm enerji çeşitlerinin terk edileceği anlamına geliyor.

Enerji kaynakları için yaşanılan onca savaşların , yıkımların son bulması foton kuşağına atacağımız ilk adımla gerçekleşecektir.Yüzyıllardır savaşlar , ölümler , hükümetler söz sahibi oldu yeryüzünde. Kitaplarda bunları okuduk , okuyoruz; ama okumayacağız. Okumayacağız; çünkü okumak için bir sebebimiz kalmayacak. Bu uyanmışlığı bir milet bir ırk değil, tüm yeryüzü yaşayacak. Milletler, ülkeler, sınırlar ortadan kalkacak. Birlikteliğe adımın temeli ‘sevgi’ olacaktır.

Haktan Akdoğan ‘uyanış’ı ve bu süreçte dünya dışı varlıkların rolünü şu sözleriyle değerlendiriyor:

“Uyanış bütünsel gerçekleşecektir. Uyanış ‘kıyamet’ olarak bilinendir. Kıyametin dünyanın sonu olarak bilinmesi üzücüdür.Kıyamet ‘son’değildir, uyanmaktır, ayağa kalkmaktır ve yeni bir başlangıçtır. Artık sevgi ile dolmanın ve yeryüzünde birlik olma vakti geliyor. Güneş sistemimizin girmekte olduğu foton kuşağının enerji yoğunluğuna adapte olabilmemiz gerekiyor. Bu adapte oluş sürecinde en az düzeyde zarar görmek için sevgiyi seçmeliyiz , sevgiyi yaşamalıyız. Evrende yaşamın tek yeri yeryüzünün olmadığını görüp evrene kapılarımızı tamamen açıp teslimiyet içinde ışığı seçmeliyiz.

Yüksek titreşimsel enerjinin var olduğu foton kuşağının yoğun manyetiğinden zarar görmememiz için dünya dışı varlıklar yardımlarını esirgemiyorlar.Değişimin bu bahsedilen zararını doğum öncesi sancı olarak algılayabiliriz. Onlar evren için , onlar evrenin ışığı için bizlere yardım etme amacındalar. Foton enerjisine yaklaşmamız sebebiyle güneş sistemimizde ve yeryüzünde gerçekleşen olumsuz koşulları en aza indirgeme amacında olan dünya dışı varlıklar özellikle son on yılda yeryüzünü sık sık ziyaret ediyorlar.Bunu neden kendilerine görev ediyorlar diyebiliriz.Evren bizim algılayamacağımız bir bütünlük içindedir.Kardeşliğin , birliğin ve barışın olduğu evrende , sınırlarını çizmiş bir gezegenin var olması kimi huzursuz etmez? Dünyamızın bu birliğe ayak uydurması onları sevindirecektir ve bu yolda ilerlememizi sağlamaları da onları heyecanlandırıyor. Bizim bu güveni hissetmemiz ve uyanışına giden yolda teslimeyet duygusunu içimizde barındırmalıyız. Farkında olmak bu gidişin anahtarıdır. Bu değişime giden yolda yapmamız gereken enerjimizi dingin tutmaktır. İçinde yer alacağımız bu yüksek titreşimli enerjiye kolay adapte olmamız için aynı şekilde içimizdeki enerjiyi yüksek tutmak bizim yapmamız gerekenler arasındadır. İçimizdeki sevgiyi yaymak , bedenimize saygı göstermek ve evrene güvenimizi göstermek bunların en başında yer almalıdır.

Değişimden değil değişememekten korkmalıyız.Değişmemeye değil değişime güvenmeliyiz.Eğer korku ,ön yargı , tereddüt yaşıyorsak bunların sebebi dünyada iktidar sahibi hükümetlerin yarattığı bilgi kirliliğidir. Ve yine bu kirliliğin en başında yer alan ; 2012 yılı kıyametin ( insanoğlunun sonu) değil kıyametin ( uyanışın,ayağa kalkışın ) yılı olacaktır.”

Dünyanın sancısı giderek artıyor , artık doğuma hazır halde. Bunun sancısını yaşamamak garip olacaktır.Bu sancının en aza indirgenmesi için yalnız değiliz.Dünya dışı varlıklar bu birlikteliğe katılacak olan bizler için heyecanlılar. Bizim için heyecanlananların var olduğunu duymak yalnızlık hissimizi yok ediyor.Onlar bize güveni, ışığı getiriyor.Bize sadece bu ışığı kabul etmek kalıyor.

Sevgi ile , ışık ile …