21.08.2017

GALİP DEDE’NİN MÜZİK DÜKKÂNLARINA NELER OLUYOR?


Yazı: Nuray Uysal Lauer
Fotoğraflar: Uygar Gültekin Haberi Oku

Bundan yaklaşık 80 yıl öncesinde, İstiklâl Caddesi’nin Tünel Meydanı’ndan başlayıp yokuş aşağı Kuledibi’ne kadar inen Galip Dede Caddesi, sağlı sollu kitapçılar, pulcular, pastaneler ve antikacılarla doluymuş. Yıllar içinde dükkânlar el değiştirmeye başlamış. Önce sahaflar ve pulcular gidip yerlerine keresteciler ve marangozlar, ardından onların yerlerine müzik aletleri satan dükkânlar açılmaya başlanmış. Cadde şimdilerde ise yeni bir değişim ile çalkalanıyor...

Galip Dede Caddesi şu anda İstanbul’un en büyük müzik marketi olarak anılıyor. Otuzu aşkın mağaza ile hem müzisyenlerin hem de müzik tutkunlarının uğrak yeri. Ama otuz yıldır bu işi yapan İstanbul Müzik Marketi’in sahibi Mustafa Türkyaşar (65) ‘‘Bu sevda da bitiyor.’’ diyerek aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, dükkânların tekrar el değiştirmeye başladığını söylüyor.

Ekonomik kriz, kentsel dönüşüm derken, Galip Dede’nin çehresinin tekrar değiştiği bu günlerde müzik aletleri satan dükkânların kapandığını, yerlerine kafelerin, barların, turistlere hediyelik eşya satan dükkânların ve kokoreççilerin açıldığı görülüyor.

Mustafa Türkyaşar’ın iddiasına göre Galip Dede ikinci Nevizâde olma yolunda ilerliyor. ‘‘Masraflar çoğalıyor, gelir azalıyor. Kiracı olanlar her an kapanma riski ile yaşıyor.’’ diyen Türkyaşar, durumu iyi olan birkaç dükkân dışında yavaş yavaş değişimin başladığını düşünüyor.

‘‘Sokak değişecek, değişmek zorunda.’’

Bu süreci en net yaşayan kişilerden biri de şimdilerde adı Akdeniz Kokoreçcisi olan, eski Akdeniz Müzik’in sahibi Orhan Yarar. ‘‘Bir zamanlar gitar satıyordum, şimdi ise kokoreç dağıtıyorum’’ diyor ve ekliyor; ‘‘On yıldır bu dükkândayım. Yıllarca müzik piyasasına hizmet verdim. Kendim de aslında bas gitarcıyım ama maalesef şartlar bizi buraya getirdi. Sokak değişecek, değişmek zorunda. Artık İstanbul’un her yerinde müzik aletleri satılıyor, buranın bir özelliği kalmadı. Ben bu değişime en çabuk uyum sağlayanlardan biriyim. İşler henüz oturmadı ama yaza doğru kokoreç satışları artacak.’’ Yarar, ayrıca içki ruhsatı almanın kolaylaştırılması durumunda herşeyin daha da hızlı gelişeceğine işaret ediyor ve yirmi yılda bu değişimin tamamlanacağına inanıyor.

1942 yılından beri caddede pul satışı yapan Kamer Pul Evi’nin sahibi Arman Arıkan durumu acılı sözlerle yorumluyor; ‘’Galip Dede ardiyeye döndü. Ekonomik kriz sonrası müzik aletleri satan mağazalar gitmeye başladı. Kötü bir durum ve daha da kötüye gidecek.’’

Arman Arıkan’a göre Beyoğlu Belediyesi bu durum karşısında etkisiz ve hiçbir önlem almıyor.  Ruhsat veriyor ama denetlemiyor.

Caddenin, 1920’lerde Alman asıllı Adolph Platner tarafından kurulan ve doksan yıldır ayakta kalmayı başaran kitapçısı Librairie de Pera’ nın adını vermek istemeyen bir çalışanı ise bu gidişatı şöyle değerlendiriyor; ‘‘Biz kolay kolay kapatmayız ama on yılda buralar tekrar değişecek, biz de buna inanıyoruz. Mevlevihane ve camilerden dolayı tam olarak Nevizade olacağını söyleyemesek de, kafeler, restoranlar ve barlar açılmaya ve müzik dükkanları kapanmaya devam edecek.’’ Nadir ve değerli kitapların satışının yanı sıra kitap müzayedelerinin de yapıldığı Librairie de Pera da yıllar içinde el değiştiren ama aynı işin sürdürüldüğü mekânlardan.

Değişim kaç yılda tamamlanır kimse net bilemiyor aslında ama caddede her yirmi-otuz yılda büyük bir yenilenmenin yaşandığı aşikâr. Kentsel dönüşüm projelerinin neticesinde artan emlak fiyatları ve yaşayan insan profilinin değişmesi dolaylı olarak esnafı etkiliyor. Bugünlerde yaşanan değişimin nasıl olacağını, Galata’yı, Galip Dede Caddesi’ni ve elbette semtin tarihi dokusunu nasıl etkileyeceğini hep birlikte göreceğiz.