21.08.2017

Geniş Zaman İçinde Büyük Valide Han

Yazılar ve Fotoğraflar: Sabiha Çimen, Sinem Parlak Haberi Oku

  • Mahmutpaşa sokaklarında dolaşmaktan yorgun düşen beden; onca rengin, koşturmacanın arasında dağılan zihin olgun bir adam gibi karşımıza çıkan Büyük Valide Han’la buluşunca epey şaşkınlık yaşıyor.  Öyle bir ruh hali ki, bugünün telaşesi içinde geçmişe buyur eden olgun bir adam sanki, Büyük Valide Han.Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Büyük Valide Han kitabesiz olmakla birlikte 17.yy da Kösem Mahpeyker Sultan tarafından yaptırılmış. Mimarı ise bilinmiyor.Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Turistlere  tarihi bilgileriyle Han’ın bilinmez ve metruk kapılarını açan  bekçi Mehdi Eker(55) haftanın üç günü  handa konaklıyor ve satılmak üzre işlediği  hediyelik eşya kolileriyle küçük bir döşek paylaşıyor. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Han’in ikinci katinda bulunan demir dokum atölyesinde isciler özellikle yabancı müşteriler için hediyelik eşya tasarımı yapıyor. Zanaat gerektiren iş, ustalardan kalma bilgiler ışığında ve yılların tecrübesiyle günümüze kadar gelmiş. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Hediyelik eşya tasarımları ile  İstanbul’un bir çok  yerinden siparis alan demir döküm ustası Mustafa Satılmıs (63) han’ın İkinci katında, atölyesinin girişinde işlerini  sergiliyor. Fotoğraf: Sabiha ÇİMEN
  • Han usta Çırak geleneğiyle, farklı yaş gruplarını çatısı altında topluyor. Genelde baba-oğul bir arada çalışılan atölyelerde sohbet ettikçe  han ici iletişimin gucu farkediliyor. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Han da calisan  ve seri üretim çağında küçük odalarıyla ayakta durmaya çalışan işçilerin belki de yakın zamanda izleri kaybolacagindan soz eden Hasan aktas(68) han’da kirk yildir caycilik yapmis. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Han’da calisan ve  iletişimi koruyan isçi, işsiz ve yoksullar Valide Han çatısı altında cay içip, sohbet ediyorlar. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Üst kata çıkıldığında avludaki hareketliliğin aksine  durağan bir atmosfer hakim. Koridorda ilerledikçe metruk ve tekinsiz bir yer izlenimi veren han’da 210 oda bulunuyor. Teknolojik gelişmeler ve iş sahalarının değişmesiyle üst katındaki bütün odalar, on beş atölyenin dışında, çürümeye terk edilmiş. Fotoğraf: Sabiha ÇİMEN
  • İlk Ermeni matbaasının burada kurulmuş olması hanın bir diğer özelliği. Zaman içinde matbaacılık İranlılar tarafından sürdürülmüş. Osmanlı döneminde bu matbaada birçok yasal yayının yanı sıra merkezi devlete muhalif yayınlar da basılmış. Fotoğraf: Sinem PARLAK
  • Karanlık dar Merdivenlerden çatıya çıkıldığında İstanbul manzarası için en güzel mevki keşfediliyor. Ayrica han isçilerinin güvercin besledigi cati, tarihi  dokusunun yanı sıra , İstanbul’u seyretmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri haline gelmiş. Fotoğraf: Sabiha ÇİMEN
  • Valide Han’ı tasvir eden minyatürlerde çatının kurşun kubbeler ve aralarındaki yüksek bacalardan oluştuğu görülüyor. Şimdilerde ise kubbeler tamamen tahrip edilip modern izolasyon tekniğiyle kaplanmış ve orijinalliğini kaybetmiş. Alt katta ise kemerli odaların cepheleri yapıya uyum sağlamayan eklemelerle orijinalliğini kaybetmiş durumda. Fotoğraf: Sabiha ÇİMEN

İstanbul Mahmutpaşa her kesimden insanın ihtiyacını giderebilecek alışveriş hacmi ve  ikna gücü yüksek esnafı ile bir rutin haline gelmiş. Bazen onca kalabalığın, esnaf atışmalarının, irili ufaklı, tozlu gürültülü, birbirinden farklı ve fazlasıyla renkli Eminönü sokaklarında, hasılı hayat kavgasının içinde kaybolur insan. Semaya yükselip Eminönü uğultusuna güç katan  sokaklardan biri  de Çakmakçılar yokuşu… Mahmutpaşa sokaklarında dolaşmaktan yorgun düşen beden; onca rengin, koşturmacanın arasında dağılan zihin olgun bir  adam gibi karşımıza çıkan  Büyük Valide Han'la buluşunca epey şaşkınlık yaşıyor. Öyle bir ruh hali ki, bugünün telaşesi içinde geçmişe buyur eden olgun bir adam sanki, Büyük Valide Han. Çoğu kez insanların bir vefa borcu öder gibi yavaş adımlarla girdiği Büyük Valide Han kitabesiz olmakla birlikte 17.yy da Kösem Mahpeyker Sultan tarafından yaptırılmış. Mimarı ise bilinmiyor. İstanbul'un en büyük hanlarından biri olan Büyük Valide, ayni zamanda üç avluya sahip olan ilk hanmış.  Toplam 210 odaya sahip olan han, zaman içinde  iş kollarının farklılık göstermesiyle birlikte yapısında da buna bağlı değişimler yaşamış. Üst kattaki revak kemerlerin üzeri sonradan yapılan odalarla kapatılmış, alt katta ise kemerli odaların cepheleri yapıya uyum sağlamayan eklemelerle orijinalliğini kaybetmiş durumda. Büyük Han'ı temsil eden ikinci avlunun alt katında depolar ve tekstil dükkânları  bulunuyor. Avlu ise bu yeni düzenden otopark olarak nasibini almış. Avlunun orta kısmında İstanbul'un ilk Şii Mescidi bulunuyor.  Bu mescit İranlılara ait. 1947'de çıkan yangında tamamen kül olan ahşap yapıdan sonra  mescit şu anki görünümünü almış. İstanbul'daki Şiileri bir araya getiren mescitte aynı zamanda Ehli Beytin torunları Hz. Hasan ve Hüseyin için anma törenleri yapılıyor. Caminin en eski ziyaretçilerinden Kişver Teyze'nin aktarımına göre, 1950'li yıllarda İranlılar Hanın üst katındaki odaları ev olarak, alt kattaki odaları ise  işyerleri olarak kullanıyorlarmış. 17. Yüzyılda İranlı tüccarların konakladığı handa, Şii birlikteliğinin bugüne dek  sürdürülüyor olması  halen yaşatılan bir durum olarak sevindiriyor. Ayrıca hanın bir diğer özelliği de ilk Ermeni matbaasının burada kurulmuş olması. Zaman içinde matbaacılık İranlılar tarafından sürdürülmüş. Hatta Osmanlı döneminde bu matbaada birçok yasal yayının yanı sıra merkezi devlete muhalif yayınlar da basılmış.Üst kata çıkıldığında avludaki hareketliliğin aksine daha durağan bir atmosferle karşılaşıyoruz. Koridorda ilerledikçe metruk ve tekinsiz bir yerde olduğunuzu hissediyorsunuz.  Teknolojik gelişmeler ve iş sahalarının değişmesiyle hanin üst katındaki bütün odalar, on beş atölyenin dışında, çürümeye terk edilmiş. Bu atölyelerde bölgenin yapısına da uygun olarak takı, nargile, hediyelik eşya ve  Anadolu'ya gönderilmek üzere kasket ve şapka üretimi yapılıyor. Yanı sıra, döküm, torna-tasfiye işlerinin yapıldığı atölyeler de yer alıyor. Handa dikkati çeken diğer bir özellikse esnaf arasındaki iletişim. Genelde baba-oğul bir arada çalışılan atölyelerde han esnafıyla sohbet ettikçe, vefa borcu yerini güçlü bir bağa bırakıyor.Karanlık dehlizlerden çatıya çıkıldığında İstanbul manzarası için en güzel mevki keşfediliyor. Bu sayede han, tarihi dokusunun yanı sıra , İstanbul'u seyretmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri haline gelmiş. Büyük Valide Han'ı tasvir eden minyatürlerde çatının kurşun kubbeler ve aralarındaki yüksek bacalardan oluştuğu görülüyor. Şimdilerde ise kubbeler tamamen tahrip edilip modern izolasyon tekniğiyle kaplanmış ve doğal olarak orijinalliğini kaybetmiş.  Bacalarsa hazine avcılarının gazabına uğramış ve tamamen yok edilmiş. Hanın geleceğine dair resmi bir açıklama yok ancak bölgenin artan turizm talebine karşılık otel olarak işletileceğine dair söylentiler var.