17.08.2017

HAZZO PULO’NUN SAHİBİ KİM?

Yazı ve Fotoğraflar: Arif Yaman Haberi Oku

 

Beyoğlu masalının belki de en önemli ‘pasaj’ının bulunduğu Hazzopulo; 1871 yılında dönemin ünlü bankerlerinden Rum asıllı Hacopulo tarafından yaptırılan ve kayıtlarda bu isimle anılan han, içinde barındırdığı terziler, moda evleri ve takı dükkânlarıyla Beyoğlu modasının kalbinin attığı bir yerdi. Namık Kemal’in İbret Gazetesi’ni burada çıkarması ve Jöntürkler’in buluşma noktası olması bakımından da siyasi tarih için de ayrıca bir öneme sahip. Zira meşrutiyetin önemli savunucularından Namık Kemal daha sonra bir grup arkadaşıyla birlikte tutuklanarak yine buradan sürgüne gönderilmişti.

Günümüzde tüm bu özelliklerinin önemli bir kısmını kaybetmiş durumda. Özellikle 6-7 Eylül olaylarının yaşandığı dönem han için yeni bir devrin başlangıcı olmuştu. Bu tarihten sonra evlerini ve dükkânlarını birer birer terk etmek zorunda kalan gayrimüslimlerle birlikte hanın kimliği ve canlılığı da kaybolmuştu. Ardından 12 Eylül darbesiyle orijinal adının da unutturulmaya çalışıldığı bir dönem başladı ve pasaj girişine Danışman Geçidi tabelası yerleştirildi. Yakın zamanda buna bir de “Han Geçidi” ismi eklendi.Bir zamanlar mesken olarak da kullanılan ancak günümüzde son derece bakımsız ve köhneleşmiş olan hana tek canlılığı ise avlusunda bulunan çay ocağı ve kafelerin üniversite öğrencilerinden oluşan müşterileri veriyor.

Ancak tarihi hanın huzurunu kaçıran asıl sorun ise yıllardır süren veraset davaları. Hazzopulo’nun eski sakinleri ve yeni gelen kiracılar dâhil herkesin rahatsız olduğu bu ‘sahipsizlik’ durumu hanın bir türlü kendini toparlamasına izin vermiyor.

Veraset Rüzgarları

Hazzopulo’nun ilk sahibi olan Hacopulo’nun kızı Eleni Kimpriti 1956 yılında ölünce miras, bu kez Eleni’nin kızı Elisavet’e geçmiş. Elisavet bir İsveçli ile evlenip yurtdışına giderken hanın vekâletini İstanbul’da yaşayan avukat Nikola Yurla’ya bırakmış. Elisavet’in de ölümüyle miras önce kocasına, daha sonra çocukları olmadığı için kocasının kardeşi Amalia Glanzmann’a geçmiş. Amalia da aynı şekilde vekâletin Nikola Yurla’da kalmasına karar vermiş.

Ancak 1980 yılında yapılan bir ihbarla mahkemelerin harekete geçmesiyle, hanın son varisi olan Amelia’nın 1976’da İtalya’da öldüğü anlaşılır ve hana kayyum atanır. Bunun üzerine Nikola Yurla elinde Amallia Glanzmann tarafından yazılmış olan bir vasiyetname olduğunu ileri sürer. Amalia’nın ölümünden dört yıl önce yazılan vasiyetnamede hanın Nikola Yurla’ya miras bırakıldığı yazmaktadır. Sahipsiz kalan hanın devletin malı olduğunu düşünen hazine imzanın sahte olduğunu ileri sürse de, Nikola Yurla konsolosluk aracılığıyla, imzanın Amelia Glanzmann’a ait olan bir benzerini İtalya’da bulur ve davayı kazanır. Daha sonra tapu kaydında hanın bir vakıf ilişkisi bulunduğu öğrenilip, imza gerçek olsa dahi vasiyetnamenin geçersiz olacağı söylense de, mahkemece dikkate alınmaz.

2003 yılında Nikola Yurla’nın ölmesiyle han yeniden ihtilaflı bir veraset olayına sahne oldu. Ellerindeki vasiyetnameye göre Yurla, Hazzopulo Hanı’nı avukatı olan Faruk Dereli ve Ahmet Cambazoğlu’na bırakmış görünmektedir. Ancak aynı yıl İtalya’da ortaya çıkan yeni varis Domenico Serra durumu daha da karmaşık hale getirdi. Yeni varis ile birlikte Hazzopulo’dan hak iddia edenlerin sayısı çoğaldı. Altı yıl süren dava sonucunda 29 Nisan 2009’da Serra’nın hanın resmi mirasçısı olduğu hükme bağlansa da, yargıtay tarafından karar bozuldu ve yeniden kayyum atanmasına karar verildi.