24.10.2017

ÖNCE GAVURLAR GİTTİ

Beş bin yıldır kesintisiz hayatın devam ettiği bu kentte, etrafını çevreleyen kilometrelerce uzunluktaki ve UNESCO'nun dünya kültür mirası listesindeki surlar bulunur. Diyarbakır'a giden herkes içinde yürürken kaybolduğu Suriçi'nin geçmişten bugüne insanı saran havasını bilir. İç kısımlarda, ismini aldığı Ermeniler'in, Süryaniler'in, Keldaniler'in ve Yahudiler'in yaşadığı Gavur Mahallesi vardır. 1938 yılında Diyarbakır'da doğan Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan şöyle der burası hakkında: "Eskiden gavur mahallesiydi, gavuru gitti mahallesi kaldı."

Bugün artık mahalle de kalsın istenmiyor.

Günlerdir yıkıntıların arasından tanımaya çalışarak bakıyoruz sokaklarına Gavur Mahallesi'nin. Dört Ayaklı Minare'sinden vurdular, artık ayakta kalmasını istemediler belli ki. Ardından hemen orada Diyarbakır'ın ve bu toprakların önemli bir hukukçusunu, insan hakları savunucusu Tahir Elçi'yi katlettiler. Sokağa çıkma yasağı ve ablukanın birkaç saatliğine kaldırılmasıyla yıkımın büyüklüğü görünür hale geldi. Ve hemen ardından göç ettirilen insanların haberleri düştü önümüze. Ondan fazla insanın öldürüldüğü, birçok insanın gözaltına alındığı ve yaralandığı bilgilerine, Deli Sone'nin bile keskin nişancılar tarafından katledildiği haberi ekleniyor Twitter paylaşımlarında.

Savaş bir kentin içinde; Diyarbakır'ın tam kalbinde. Savaş, çocukların seslerini, kadınların sohbetlerini, daracık sokaklarında burnunuza çarpan birbirinden farklı kokuyu, yaşlıların ağır aksak yürüyüşlerini, kiliseleri, camileri, şehrin bütün bir tarihini, surların üzerinde uçan taklacı güvercinlerini, Hevsel Bahçeleri'ni, elimizde kalan en güzel mahallelerden birini, insanlarıyla birlikte yok ediyor. Biz ise kentin katledilen eski mahallelerinin geçmişte kalan günlerdeki görüntülerine bakarak çaresizliğimizden utanıyoruz.