23.08.2017

STK'lardan Çağrı: “Biber gazı yasaklansın”

Haber: Elçin Turan Fotoğraflar: Yücel Tunca Haberi Oku

  • Fotoğraf: Yücel Tunca (31 Mayıs 2013-Taksim)
  • Fotoğraf: Yücel Tunca (31 Mayıs 2013-İstiklal Caddesi)
  • Fotoğraf: Yücel Tunca (31 Mayıs 2013-İstiklal Caddesi)
  • Fotoğraf: Yücel Tunca (11 Haziran 2013-Taksim)
  • Fotoğraf: Yücel Tunca (11 Haziran 2013-Taksim)
  • Fotoğraf: Yücel Tunca (11 Haziran 2013-Taksim)

Geçen yıl gerçekleştirilen Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen yaralanma ve ölümleri hatırlatan Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi gaz bombalarının, TOMA'lardan sıkılan kimyasal suların, elektroşok cihazlarının ve plastik mermilerin kullanımını ortadan kaldırmak için çalışıyor. Grup, kimyasal silahların yasaklanmasının parlamento gündemine alınmasını ümit ediyor.

Katılan kuruluşlar arasında Kimya Mühendisleri Odası, Çağdaş Hukukçular Derneği, İnsan Hakları Derneği ve Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği yer alıyor.

Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Eş Başkanı Selin Top "Aslında kampanyanın ilk hedeflerinden biri de, çok doğalmış gibi kullanılan bu aracın bir kimyasal silah ve bir işkence yöntemi olduğunu kamuoyuna anlatmak" diyor.

2013 yılının Haziran ayında kafasına aldığı göz yaşartıcı gaz kapsülü darbesiyle yaralanarak dokuz ay kaldığı komanın ardından geçtiğimiz Mart ayında ölen 15 yaşındaki Berkin Elvan, Gezi gösterilerinde meydana gelen sekiz ölüm vakasından biri. Ethem Sarısülük'ün bir polis memuru tarafından vurulduğu ve Ali İsmail Korkmaz'ın ise bir grup polis ve sivil tarafından dövülmesi sırasında aldığı yaralar sonrasında ölmüştü. Davaların duruşmaları halen devam ediyor.

Polisin geniş çaplı olarak kullandığı göz yaşartıcı gaz ve kimyasal su nedeniyle sekiz kişi gözlerini kaybetti ve binlercesi yaralandı ya da zarar gördü.

Küresel bir izleme kuruluşu olan İnsan Hakları İzleme Örgütü, geçen yaz gerçekleştirilen gösterilerde polisin yakın mesafeden doğrudan protestoculara göz yaşartıcı gaz kapsülü attığını belgeledi. Gezi protestolarıyla ilişkisi olmayan bir başka davada, geçen yıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türk polisinin göz yaşartıcı gazı doğrudan protestoculara ateşlemesinin insan haklarının ihlali olduğu hükmüne vardı. Mahkeme ölüm ve yaralanma riskini azaltmak için göz yaşartıcı gaz kullanımına ilişkin daha sert mevzuatların uygulanması çağrısında bulundu.

Hükümet, Gezi gösterileri sırasında polisin sergilediği davranışların arkasında durdu. 23 Haziran günü yaptığı bir konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Polise talimatları kimin verdiğini soruyorlar. Ben verdim" dedi. Elvan'ın ölümünden üç gün sonra 15 Mart günü Erdoğan "göz yaşartıcı gaz kullanmak polisimin en doğal hakkı" dedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Ceren S. Uysal, Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi'nin "doğal olarak insan hayatı için bu gazların kullanımının yasaklanmasının istendiği kadar, toplumsal muhalefetin direnme hakkı başta olmak üzere asli hakları için de bu mücadeleyi yürütmek" olduğunu söyledi.

Uysal, göz yaşartıcı gaz kullanımından kaynaklanan ölümleri hukuk dışı öldürme olarak kabul ettiğini söyledi. Göz yaşartıcı gaz kullanımının korku ve baskıyı yaydığını da sözlerine ekledi.

Uysal "Bu hali ile biber gazı, tüm teknik kullanım şartnamelerine uyularak ve içeriğindeki bir dizi sağlığa zararlı maddeden arındırılarak kullanılsa dahi, kanımızca kabul edilemez bir hukuk dışılığı ve açık bir toplumsal muhalefet düşmanlığını içerisinde barındırır" dedi.

Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Üyesi Pınar Önen ise, "Ölüm ve yaralanmaların, organ kayıplarının sonucunda ortaya çıkan korku, öfke, acı ve yasın yanı sıra, bireylerin ve toplumun temel güven, bütünlük ve aidiyet duygularını da yok ettiği" için, polis şiddetinin işkence olduğunu söyledi.

Önen "Devlet ve aygıtlarının kullandığı şiddetin sebep olduğu ölüm ve yaralanmalar, fiziksel bütünlüğe verdiği zararın yanı sıra bu şiddete direk maruz kalanların, yakınlarının ve tanıklarının ruhsal bütünlüğüne ve toplumsal bütünlüğe de saldırı niteliği taşıyan travmalardır" şeklinde sözlerine eklemede bulundu.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Ümit Efe de, otoriter polis devleti şiddetinin hükümet tarafından desteklendiğini söyledi.

Efe, "Biber gazı cana kasıt biçiminde kullanılmakta ve insanlar doğrudan hedef alınıyor. Hatta polisler 'vur vur gözünden vur' diyor" dedi.

Anayasanın 34. maddesi "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" şeklinde.

Efe, "Bu yüzden düşünce ve ifade hakları ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları polis tarafından ihlal edilmiştir" dedi.

Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi, kimyasal silahların kullanıldığı olayların sayısı ve bunların insanlar üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere, polisin gösterilerdeki eylemlerini belgeleyen aylık raporlar yayınlıyor. Grup, polis tarafından kullanılan kimyasalların neticesinde uzun dönem sağlık sorunları yaşanması ihtimaline ilişkin endişelerini de dile getirdi.

Kuruluşa göre geçen ay, Elvan'ın ölümünden 13 gün sonra 18 şehirde gerçekleştirilen protestolarda birçok insan gaz bombalarına maruz kaldı ve yaralandı.

"TOMA sokağa basınçlı su sıkmıştı, TOMA'nın suyundan ayağım kaydı, yere düştüm" dedi 12 Mart günü yapılan bir gösteride yaralanan 20 yaşındaki İsa Karaman. "Düştükten sonra başımın arka tarafını bir gaz fişeği sıyırdı. Ben tam polislere "atmayın" derken, yakın mesafeden başka bir gaz fişeği yüzümün tam ortasına geldi".