22.10.2017

TAKSİM, TARİH ve TAHRİP

Fotoğraflar: Bülent Müftüoğlu, Jivan Güner, Yücel Tunca Haberi Oku

  • Fotoğraf: Yücel Tunca
  • Fotoğraf: Jivan Güner
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu
  • Fotoğraf: Bülent Müftüoğlu

Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde tartışmalı biçimde yapımına başlanan dalış tüneli kazılarında ortaya çıkan tarihi yapı bölümlerinin araştırılması için yapılan kontrollü kazı çalışmaları sürerken, bazı karanlık noktalar henüz aydınlatılmadı.

Ajans Tabloid yayın yönetmeni Yücel Tunca’nın geçtiğimiz şubat ayının son haftasında çektiği fotoğraflar ile kamuoyunun dikkatini üzerine toplayan tarihi yapı kalıntıları telaşla kapatılmaya çalışılmıştı. Bu karartma çabası karşısında herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığı bilinmiyor. Söz konusu fotoğrafın Radikal ve Taraf Gazeteleri’nde yayınlanmasının hemen ardından, inşaatı gerçekleştiren Kalyon İnşaat, fotoğraflanan tarihi yapıları toprakla kapatmaya kalkışmış, bu durum da gerek Ajans Tabloid fotoğrafçılarından Jivan Güner, gerekse de HaberTürk kameraları tarafından kaydedilmişti. Medyanın takipçi yaklaşımı üzerine Taksim Cumhuriyet Caddesi’ndeki dalış tüneli kazısında ortaya çıkan tarihi yapının etrafındaki iş makineleri ile yapılan kazı çalışması durdurulmuştu. 

Radikal Gazetesi’nden Elif İnce’nin 26 Şubat tarihli haberinde İl Kültür ve Turizm Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan ve koruma kurulundan raportörlerin ortaya çıkan kemerli yapıda yaptıkları incelemeden ve kemerin geç Osmanlı döneminden kaldığı tahmininden söz ediliyordu. Haberde, Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan’ın “Yapı aşağıya doğru meyilli olduğu için su gideri olma ihtimalini yüksek görüyoruz. Ama bu su giderinin ne tarafa doğru devam ettiğini çözmek için etrafını açmamız gerekiyor. Bunu da kurulun kararı doğrultusunda uygulayacağız” sözleri de yer alıyordu.

Geçtiğimiz yıl aralık ayında İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, ihaleyi alan Kalyon İnşaat yetkililerine kazının müze denetiminde yapılması gerektiğini ve iş makinelerinden önce arkeologların el yordamıyla sondaj kazısı yapması gerektiğini bildirmiş fakat uygulama bu biçimde gerçekleşmemişti. Koruma Kurulu’nun bildirimine rağmen iş makinelerini kullanmaya devam eden inşaat firmasının yetkilileri hakkında, toprak altından çıkan tarihi esere verdikleri hasar nedeniyle suç duyurusunda bulunulup bulunmadığı henüz bilinmiyor. Bu duruma vurgu yapan ve kazı çalışmalarının derhal durdurulması gerektiğini söyleyen Taksim Platformu geçtiğimiz günlerde konu hakkında bir basın duyurusu yayınladı:

“Taksim'de inşaatı devam eden otoyol kavşağı projesinde ilginç bir gelişme yaşandı ve Osmanlı'dan kalma bir su kemerine rastlandı. Taksim'de Maksem adıyla bir su dağıtım sisteminin bulunduğu, kent yönetimi dahil, hemen herkes tarafından bilinmektedir. Nitekim Prof. Dr. Kazım Çeçen'in hazırladığı ve İBB tarafından bastırılmış olan kitaplarda ve belgelerde de yer alan bu su kemeri, önemli ve bilinen bir su sisteminin parçasıdır.
Jeoradar sistemi ile yüzeyden bir araştırma yapılmasına dahi ihtiyaç duyulmadan girişilen kazılar ve inşaat, tarihin tahrip edilmesine neden olmaktadır. Çünkü inşaatın acelesi vardır ve yerel seçimlere yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle inşaat, daha kurul kararı bile beklenmeden ihale edilmiştir. İş makinaları ile yapılan kazılarla yalnızca İstanbul'un en güzel caddeleri ve kentin merkezinde kalan son yeşil alanlar değil, Osmanlı eserleri de yok edilmektedir. İnşaat, rant ve inat uğruna, züccaciye dükkanına girmiş fil misali yürütülmekte, her geçen gün kentin dokusunu ve ruhunu tahribe devam etmektedir. Ortaya çıkan durum, şehircilik adına bir skandaldır. Kentin en önemli kamusal alanında kavşak çözümü olarak ele alınan proje ve uygulanan yöntem çağdaş şehircilik standartları açısından da kabul edilebilir gibi değildir.”

Bir haftalık kazı çalışmaları sonucunda 40 metre uzunluğundaki yapı parçası görünür duruma getirildi. Ancak Harbiye yönüne doğru olan bölümde henüz toprak altında olan yapının bütünü hakkında net bir resmi açıklama yapılmış değil. Bir yandan tarihi yapıların replikalarının peşinde koşan yönetimlerin, ortaya çıkarılan tarihi yapının geleceği hakkında alacağı karar merakla bekleniyor.