21.08.2017

Tarihi kovarak gelenler eskiye de yeniye de karşı

Yazı ve Fotoğraflar:
Hande Altay Haberi Oku

  • Enginar Kafe
  • Nardis Caz Kafe

Taksim Meydanı’ndan başlayıp, İstiklal Caddesi boyunca yürüyerek Tünel Meydanı’na ulaşıyorum. Galata’da sayıları giderek artan kafe ve barları keşfetmek, bütün sokaklar bara dönüşmeden önceki son halini görmek için kalkıştığım yürüyüşe, Galipdede Caddesi’ne sağlı sollu yerleşmiş müzik dükkânlarından gelen amatör ya da profesyonel müzisyenlerin farklı tınıları eşlik ediyor. Daha buralardan Galata’nın ruhu, hali, dokusu kendini belli ediyor. Kalabalık yokuş boyunca birkaç eski sahaf ve filatelist geçtikten sonra, rengârenk meyveleri iştah açıcı biçimde sergileyen meyve suyu satıcıları ve köşedeki döner büfeleriyle ve elbette ihtişamlı kulesiyle Galata karşılıyor beni.

İnsanların Galata’dan beklentileri ve buranın değişimi hakkındaki görüşleri birbirinden çok farklı ve yer yer çelişkili. Değişimin bir parçası haline gelen kafe ve barlar  değişimin ‘kontrolsüz’ olduğundan yakınıyorlar. Galata’nın tarihsel dokusunu bozanlar tarihsel dokunun bozulmasından yakınıyor.

 

‘Tarihsel dokuya dokunmasınlar’

 

Galata Meydanı’na yakın ve bu dokuya en uygun yerlerden biri Enginar Kafe. Enginar, dokuz senedir hem yerli hem de yabancı turistleri ağırlıyor. Mekânın yüksek tavanları insana ferahlık hissi veriyor. Kafenin sahibi olan Engin Arutan, bu uyumu tüm binanın bu 500 yıllık, eski duvarların üzerine inşa edilmiş olmasıyla açıklıyor.

Galata’nın en kıdemli mekânı olan Enginar’ın sahibi Arutan, yeni açılan kafe ve barları tarihi dokuyu plastikle kapladıklarından dolayı eleştiriyor.

 

Enginar Kafe’den çıkıp son zamanların en popüler sokaklarından biri olan Serdar-ı Ekrem Sokak’a giriyorum. Onu bu kadar ünlü yapan şey başta Doğan ve Kamondo Apartmanları. Özellikle Doğan Apartmanı’nda yaşamayı tercih edenlerin yarısı eski İstanbul aileleri ise, diğer yarısı da TV ve reklam dünyasının tanınmış isimleri.

 

Apartmana yakın olan Mavra ve Bulding adlı kafeler bu popülariteyi ilk yakalayanlar.

 

Herkesi Galata’da istemiyorlar

 

Bulding Kafe, mekânın bir ucundan bir ucuna uzanan uzun ve geniş masasıyla bir yemekhaneyi andırıyor. Tasarımı ve tarzıyla Galata’nın tarihi dokusundan eser kalmamış.  Bulding’in ortaklarından Cem Tavukçuoğlu, tarihi orjinal dokuyu bozmalarını ‘fikir mühendisliği’  olarak nitelendiriyor.

 

Doğan Apartmanı’nın lüksünden fazasıyla etkilenmiş olan Tavukçuoğlu, Galata’ya herkesi istemiyor. Sadece ‘kaliteli insanları’ buraya çekmeye çalışıyor. Tavukçuoğlu, ‘kaliteli insan’ profilini okumuş, bir dönem yurtdışında yaşamış insanlar ya da İstanbul’a yerleşen yabancılar’ biçiminde tarif ediyor.

 

Galata Meydanı’nın kafelerle dolması fikrine oldukça sıcak bakan Tavukçuoğlu ‘Böylece İtalya’nın meydanlarına benzeyecek. Bu fikri değerlendirmek lazım’ diyor.

 

Sıkışıklıktan kaçanlar sıkışıklık yaratıyor

Bulding’in biraz ilerisinde, dışarıdan daha az iddialı duran Mavra’ya giriyorum. Mavra, küçük bir yer. Sahibi Yonca Akçay Yücel de burayı tanımlarken “Tam bir mahalle kahvesi gibi” diyor ve başarısını da buna bağlıyor. İnsanları Galata’ya çeken nedenlerin başında, tarihi dokunun verdiği “zamansızlık hissi”nin geldiğini düşünen Yücel, Galata’daki değişimin ticari durumlardan kaynakladığını, bunun da kötü bir şey olmadığını savunuyor.

 

Galata’da canlı müzik dinleyebilecek yerler de var. Venta Del Toro ve Enginar’ın yanı sıra caz müzik severlere hitap eden Nardis Caz Bar’ı anmamak olmaz. Nardis’in işletme müdürü Öz Kaynak, canlı caz müzik yapılan bir mekânı neden Galata’da açtıkları sorusunu, İstiklâl Caddesi ve çevresindeki mekânlara nazaran daha sakin müzik dinlenmesini sağlayan bir yer olmayı hedeflediklerini söyleyerek cevaplıyor. Hedef kitleleri de İstiklâl Caddesi’nin kalabalığından kaçanlar olarak tanımlıyor. Barların ve kafelerin Galata’ya yönelmesini de yine İstiklâl Caddesi’nin kalabalığından kaçmak olarak açıklıyor. Kaynak aynı zamanda denetimsiz bir değişim yaşandığından da şikâyetçi olduğunu belirtiyor.

 

Galata’ya ‘ferahlık’ arayışı ile gelen her yeni mekân aynı zamanda yeni bir sıkışıklığa neden oluyor. Hafta sonuları giderek artan mekânların çektiği kalabalıklar Galata’yı yeni bir ‘sıkışık yer’ haline getirmeye başlıyor. Denetim isteyen herkes ‘yeni gelenlere’ bir denetim istiyor. Sorunlardan kaçanlar yeni sorunlar yaratıyor. Galata’da ki yeni mekânların ‘kaliteli insan’ arayışı bir kez daha Galatalıları yerinden ediyor.  Tarihsel dokuyu da beraberinde götürerek…