8.12.2019

Yeni İsimleri Beş Haneli Bir Sayı

Fotoğraflar ve Yazı: Sakıp Yaşar Haberi Oku

  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • F: Sakıp Yaşar
  • Suriye'den Türkiye'ye gelen Hanedi. (F: Sakıp Yaşar)
  • F: Sakıp Yaşar
  • Konak Mülteci Merkezi kurucularından Yalçın Yanık. (F: Sakıp Yaşar)
  • F: Sakıp Yaşar

Ülkelerinde yaşanan savaş, yoksulluk, dış müdahaleler, rejim baskısı gibi nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalan insanlar kendilerine ve yakınlarına yeni bir yaşam kurma umuduyla Ege'nin karşı kıyısına, Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyorlar. Fakat bu zorlu yolculuk sırasında bir kısmı ya trafik kazasında ya da geçiş sırasında Ege Denizi'nde yaşamlarını yitiriyor. Yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğu Suriye, Irak ve Afganistanlılar.

DNA örnekleri alındıktan 15 gün sonra beş haneli bir sayı verilerek İzmir Karşıyaka Doğançay Mezarlığı'nda bulunan "412 Ada" olarak da bilinen Kimsesizler Mezarlığı'na defin ediliyorlar. Yine yakını olsun olmasın Türkiye'de statü sahibi olmayan Suriyeliler cenazelerini Kimsesizler Mezarlığı'na defin ediyor. Geleneksel mermer mezarlarla kaplı olan Doğançay Mezarlığı'nın en sonunda kimsesizlere ayrılan bölümde yakınları tarafından bulunan birkaç mezar dışında tüm mezarlarda sadece rakamların yazdığı tahta ya da demirden soğuk çubuklar var.

412 Ada'nın hemen karşısında Sivas Katliamı'nda yaşamını yitiren 33 aydın anısına yapılan Barış Anıtı görülüyor. Barışın sağlanamadığı ülkelerinde yaşayamayanların mezarlarını gözlüyor anıt…

5 yıl önce annesini ve kız kardeşlerini Suriye Halep'te bırakarak eşi ve beş çocuğuyla Türkiye'ye gelen Hanedi, soruların birçoğuna sınır dışı edilme korkusuyla cevap veremiyor. Yaşadıkları haksızlıkların güneş gibi ortada olduğunu sıklıkla dile getiren Hanedi, "Akrabalarım, tanıdıklarım ya savaşta ya da yollarda öldü. Hiç birinin cenazesini kaldıramadık, en çok da bu durum yüreğimi incitiyor" dedi. Denizden korktuğunu belki de bu yüzden Avrupa'ya geçmeye çalışmadığını söyleyen Hanedi, "Çocuklarım ölmesinler diye buraya geldim. Çok şükür yaşıyorlar. Savaşta ölmediler, denizde ölmelerine hiç izin vermem" dedi.

Hanedi'nin kızı Esma(13) Halep'i hatırlamadığını belirterek şunları söylüyor: "Ne zaman, nasıl geldik hatırlamıyorum. Hatırladığım bir gün uyandım, tanımadığım bir yerdeydim. Tanımadığım insanlar var. Anneme sordum, Türkiye'de olduğumuzu söyledi. Suriye'de savaş çıkmış." Hanedi'nin en küçük çocuğu Ahmed(8) ise konuşmak istemiyor. Annesi oğlunun çok ağırbaşlı, çok efendi olduğunu, az konuştuğunu, hiç ağlamadığını söylüyor.  

Konak Mülteci Merkezi kurucularından Yalçın Yanık ise, "Suriye iç savaşı başladığında Türkiye'ye çok ciddi bir nüfus kayması yaşandı. Bu insanlar tüm mal varlıklarını, anılarını, her şeyi geride bırakarak Türkiye'ye sığındı. Gayet onurlu bir şekilde buraya geldiler. Onun için çoğunun da tek bir talebi var: Onuruyla yaşamak. Türkiye ya da her hangi bir ülkenin imkan ve olanaklarından faydalanabilmek için kimliğin olmalı. Ama bu insanların ne kimliği ne de bir statüleri var. Şehirde dolanan hayaletler gibiler."

Birleşmiş Milletler'in ve Avrupa'nın yaşananları esnaf refleksiyle karşıladığını söyleyen Yanık, "İnsanların açık denizlerde boğularak yaşamını yitirmesi yeni değil. Fakat Türkiye'deki Suriyelilerin ölüm hikâyesi farklı, her şey göz göre göre oluyor. Herkesin lades dediği bir ortamda ölüyor bu insanlar. Çok azının kimliği tespit edildi, geriye kalan binlerce insanın kim olduğu belli değil. Bir kısmının cesedi yok, kayıtlara bile geçmedi. Dünya kimsesizler mezarlığı oldu."